Dünden Fazla.. Yarından Az..
Sevgili Dünlük,
Sevmem bilirsin kelimeleri hoyratça sarf etmeyi..
Çünkü bilirim 29 harfle sınırlandırılan duyguların,
Sessizlikte saklı olup da aslında orada özgürleştiğini..
Söylemekten vazgeçip de gösterme çabam bundandır..
Yoksa ben de bilirim her dakika ona “seni seviyorum” demeyi..
Ancak o her an bekler benden.. Bilirim..
Ancak dilimin ucuna kadar gelse de, olmuyor işte,
Hapsedemiyorum duygularımı kelimelere..
Oysa kelimeleri dinlemek yerine, beni dinlese,
Duyabilecek içimden taşan müziğin sesini..
Ve anlayabilecek adının tekrarlandığını,
O müziğin her ezgisinde..
Çünkü aslında,
En sevdiği yemekle birlikte sunuyorum “sensiz olamam”ları..
Çayına şeker niyetine katıyorum “hayatımın anlamısın”ları..
Saçlarında dans eden parmaklarımdan akıyor “seni istiyorum”lar..
Sabahları mırıldandığım şarkının nakaratında “seni seviyorum”lar..
Kavuştuğumuz anlardaki nemli gözlerimde “seni özlüyorum”lar..
En çaresiz anlarımda yüzümdeki gülümsemede “iyi ki varsın”lar..
Parmak uçlarımda hissettiğim duygular bunlar..
Kimi zaman,
Dokunsam yıldırım çarpmışa dönecek diye beni korkutan..
Bazen çağlayan, bazen durgunlaşan..
Ama hiç bitmeyen bir kaynaktan,
Sürekli akan, çoğalan..
İşte bu yüzden,
Bundan tam 3 yıl önce o imzayı atarken,
Kelimeleri bizden daha güzel kullanan Can Yücel’e gene sığınmadan önce,
“Dünden fazla.. Yarından az..” diyeceğim bebeğime..
Ve o anlayacak beni,
Sessizliğimde de beni duyduğu gibi..
Seninle Yaşlanmak İstiyorum
Seneler geçsin, sen beni bil, ben seni bileyim istiyorum.
Benim olduğu kadar dostlarının, dostlarının olduğu kadar benim ol istiyorum.
Nice sıkıntı ve zorluk yaşayıp anlatalım.
Yaşayalım ki, öğrenelim hayatı ve destek çıkmayı.
Birbirimizin omuzlarında ağlamalıyız.
Paylaşmalı ve beraber sıkılmalıyız.
Öyle ki, yalnız sıkılmak sıkmalı bizi.
Güzel günlerimizi, evimizde bir şişe şarap ve pijamalarımızla kutlamalıyız.
Yada bazen dostlarla ucuz biralar içerek...
Böylece yaşamalıyız işte.
Sonra çocuğumuz olmalı,
Düşünsene senin ve benim olan bir canlı.
Geceleri ağladıkça sırayla susturmalıyız.
Sen arada mızıkçılık yapmalısın ve ben söylenerek almalıyım sıranı.
Yorgun olduğum için yemek yapmamalıyım, söylenerek yumurta kırmalısın.
Hava soğukken birbirimize sıkıca sarılıp yatmalıyız.
Zaman su gibi akıp giderken, herşey yaşanmış bir hayatımız olmalı.
Herşeye rağmen hiç bıkmamalıyız birbirimizden
Mutlu da olsa, kötü de olsa, yaşadığımız günler bizim günlerimiz olmalı.
Saçlara düşünce aklar, yada gidince aklar, çocukları güvence altına alıp gitmeli bu şehirden.
Kavgasız, her sabah cinayetle uyanılmayan, sessiz bir yere gitmeliyiz.
Geceleri balkonda denizi seyredip, sandalyelerimizde sallanmalıyız.
Eve gelip benden kahve istemelisin.
Çocuklar gelmeli ziyaretimize, geçmişteki hareketli günlerimizi anımsamalıyız.
Ben, "Bey" demeliyim sana, sen de "Hanım".
Öyle sevmelisin ki beni bu yazdıklarım korkutmamalı seni.
Tebessümler açtırmalı yüzünde.
Birgün bu hayatı bırakıp giderken, sadece mutluluk olmalı yüzümüzde.
Birbirimizi sevmenin gururu olmalı herşeyde...
CAN YÜCEL
Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!
2 yorum yazilmistir
Yazan:bikedigordumsanki | Tarih: 2008-06-27 00:09:03Konu: ..
Yazan:bunyaminakkaya | Tarih: 2008-06-26 09:30:14allam yaa ne güzel... ben de yazıcam inşallah bi gün böyle.. yazıcaammm! :)
Konu: HAZİRAN SAZANLARI
Vay be...
demek ki sadece biz değilmişiz; haziran sonu sıcak
günlerde sazanlık yapıp atlayan :)