Boş
“Her hikayenin iki yüzü vardır.. Biri boş.. Biri dolu..”
Güneş ışınları kalın perdenin dokumaları arasından sızarak dürttü Yavuz’u o sabah.. Sanki hiç uyumamış ya da çok güzel uyumuş gibi bir anda açtı gözlerini.. Saate baktı derhal; 06:35’i gösteriyordu dijital saatin yeşil ışıkları.. Yatakta sırt üstü döndü.. “Kalksam mı, uyumaya devam mı etsem?” diye düşündü gözlerini duvara dikerek birkaç saniye.. Huzursuzdu.. Daha fazla uyuyamayacağını anlayarak yatağın kenarında oturdu.. Başını arkasına doğru çevirerek sırtı ona doğru dönük bir şekilde uyumakta olan kadına baktı bir süre.. Derin derin nefes alışlarını dinledi; nedense rahatsız oldu bu sesten.. “Aman uyanmasa bari..” diyerek yavaşça ayağa kalktı, parmak uçlarında yürüyerek tam odadan çıkarken Ayça’nın sesini duydu arkasından: “Saat kaç?”.. Kapının eşiğinde dönerek kadına baktı Yavuz; gözler aralanmadan sorulan soruyu cevaplamadı.. Ne de olsa cevabı beklemeden, Ayça uyumaya devam edecekti.. “Aman” dedi.. “Boşver..”..
Tuvalete girdi.. Uzun uzun işedi klozet kapağını kaldırmadan.. “Çok asiyim yahu!” diye düşünerek kendi kendine gülümsedi.. İşerken gayri ihtiyari gözlerini kapadı bir an, sanki uykusu geri gelmiş gibi hissetti.. Gidip yatsam mı diye düşündü.. Vazgeçti.. Aynanın karşısında ellerini ve yüzünü yıkadı.. Yüzünü kurularken alnındaki kırışıklıklar dikkatini çekti.. İyice yaklaşarak aynaya, yüzünü incelemeye başladı.. “Yaşlanıyorsun oğlum Yavuz” dedi kendi kendine.. Atletini sıyırdı, irileşen göbeğine, kalınlaşan beline ve olgunlaşan memelerine baktı.. “Hey gidi Yavuz hey.. Sen böyle hımbıllaşacak adam mıydın be? Bu halinle hangi kadın seninle sevişmek ister ki?” diye düşündü.. Aynanın önünde yan döndü, karnını içine çekti, bir süre kendine baktı ve tuvaletten çıkarken “Daha az yemeliyim..” diye düşündü.. “Aman” dedi.. “Boşver..”..
Mutfağa girdi.. “Belki,” dedi “Yazı işlerindeki Şule sevişmek ister benle.. Hem çok da güzel değil..”.. Ayça ile evlendiklerinden beri başka bir kadınla sevişmemişti.. Aklından geçirmişti, birkaç fırsatı da olmuştu ama ya cesaret edememişti, ya da çok istememişti.. İşin gerçeği, sorgulamaya, adlandırmaya üşenmişti.. Bu, içinde kalan bir ukde falan da değildi zaten.. Ayça’dan önce fena sayıda kadınla birlikte olmamıştı.. Şimdi 40 ında, 20 liklerle kapışmaya kalkışmayacak kadar da zekiydi.. “Aman” dedi.. “Boşver..”..
Kahve suyu ısıtmak üzere düğmeye bastı.. Tost ekmeklerini buzdolabından çıkardı.. Kaşar kesti.. Kaşarları tost ekmeklerinin arasına koydu ve tostu da makinesine.. “Ayça onsuz yaşamayacağımı düşünüyor” diye düşünerek alaycı bir şekilde güldü kahvesini hazırlarken.. “Böyle sanması daha iyi.. Ona muhtaç olduğumu düşünmesi.. Bu sayede birçok şeyi, daha istemeden elde edebiliyorum.. Oysa böyle düşünmesi için özel bir çabam da olmadı.. Sonuçta üniversiteden beri bekar yaşayıp, kendi işimi kendim görmüştüm ama!”.. “Aman” dedi.. “Boşver..”..
Tostunu ve kahvesini alarak pencerenin kenarına oturdu Yavuz.. Üç ısırıkta bitirdi minicik tostu.. “Ayça uyanınca kahvaltı hazırlar nasıl olsa..” diye düşündü.. Bir sigara yaktı.. Bir yandan kahvesini içip, diğer yandan sigarasını tüttürürken güzel yaz sabahında pencereden dışarıyı izlemeye başladı.. Bir süre boş boş baktıktan sonra kapıcı Osman ve 9 yaşındaki oğlunun ekmekler, gazete ve sütlerle apartmana doğru yaklaşmakta olduklarını fark etti.. Bu Osman acaip bir adamdı.. Çok anlayışlı ve yumuşak bakışları vardı.. İnsana huzur ve güven veren cinsinden.. Severdi Yavuz, Osman’ı.. Evlendikten sonra çocukları olmamıştı.. Tedaviler falan, bir sürü uğraşmışlardı.. Sonra da peşini bırakmışlardı.. Ve aradan 18 yıl geçtikten sonra Osman’ın karısı hamile kalmıştı.. Ve “Umut” doğmuştu.. Şimdi, her ikisi de karşıdan gelirken, baba-oğul ciddi ciddi konuşurlarken içi ezildi Yavuz’un.. Hiç sahip olamayacağı bu tabloya bakmamak için kafasını önüne eğdi.. İçindeki kırgınlığın, kızgınlığın dalga dalga kabardığını hissetti.. Hiçbir zaman çocuk delisi olmamıştı.. Ancak ne zamanki doktor “çocuk sahibi olamayacaklarını” söylemişti, işte o zaman aslında “baba” olmak istediğini fark etmişti.. Zor dönemlerdi.. Ayça delirmiş gibi davranıyordu.. Sanki çocuk sahibi olamayacak sadece kendisiymiş gibi sürekli anlayış bekliyordu.. Bir süre sonra durumu kabullenseler de, en azından öyle görünseler de, etraftan gelen sorular can sıkıyordu.. Neyse ki, bir süre sonra bu sorular da azaldı.. Ama o zamandan yadigar, Ayça’da asabiyet baki kaldı.. “Aman” dedi.. “Boşver..”..
Kahvesi bitmişti.. Bardağı mutfak tezgahına bıraktı.. Kapının önüne bırakılmış gazeteleri eline alınca aklına akşamki maç geldi, içi sıkıldı.. “Kesin yenilcez” dedi, “.iktiğimin teknik direktörü!”.. Gazeteyi alıp, yeniden pencere önündeki koltuğa geçti.. Bir sigara daha yaktı ve önce manşetlere göz attı.. Ardından gazetenin arkasını çevirerek arka sayfa güzeline baktı.. Bir süre inceledi, küçük .ötüne, iri memelerine bakarken “güzel” diye düşündü.. Hafiften erekte oldu.. Arka sayfayı çevirerek spor haberlerini okumaya başladı.. Yavaş yavaş ön sayfalara doğru ilerlerken gözüne ölüm ilanları çarptı ve o esnada Erdal Özçavuş’un ölüm ilanını gördü.. “...’nın babaları.. ...’nın eşi..... hakkın rahmetine kavuşmuştur... ikindi namazını müteakip .... mezarlığında defnedilecektir.....”.. “Yazık.. Erdal benden sadece 5-6 yaş büyüktü.. Olsa olsa 48-49.. Kesin hastalık.. Kalp krizi ya da kanser..” diye geçirirken içinden, boğulacak gibi hissetti kendini Yavuz.. Ancak kafasından bu düşünceleri savamıyordu; “Acaba ben nasıl öleceğim? Ölüm ilanında ne çocuk olacak, ne de torun.. Bir annemlerin, bir de Ayça’nın ismi.. Hıh..”.. Bir sigara daha yaktı.. “Aman” dedi.. “Boşver..”..
O sırada Ayça’nın kalktığını odanın perdelerinin açılma sesinden anladı.. “İsabet oldu.. Acıkmaya başlamıştım..” dedi kendi kendine.. Ve beklemeye başladı.. Beklerken, “bu güzel pazar sabahında kahvaltıya dışarıya mı gitsek?” diye düşündü.. Ayça odaya girdi.. Ve girer girmez söylenmeye başladı.. “Kaç tane sigara içtin sabah sabah? Duman altı etmişsin burayı!” derken pencereyi açtı.. “Cevap versene Yavuz? Bir soru soruyorum..”.. Sesi hafiften yükselmişti.. Yavuz, “Üç cevaptan birini seçmeliyim” dedi kendi kendine, “Sana da günaydın! / 3 sigara / Erdal ölmüş..”.. Uğraşamayacağını fark edip “3 sigara” cevabında karar kıldı.. “Aferim Yavuz.. Vallahi bravo.. Ben ne diyim ki daha sana? Az iç dedikçe inadına daha fazla içiyorsun sanki.. Sırf bana inat di mi?”.. Ayça sorusunun cevabını beklemeden odadan çoktan çıkmıştı bile.. Aslında zaten bu bir soru da değildi.. “O yüzden cevaplamama gerek yok” diye düşündü Yavuz.. “Aman” dedi.. “Boşver..”..
Bir süre sonra nispeten sakinleşen Ayça, elinde kahvesi Yavuz’un karşısındaki koltuğa oturdu.. Yavuz biraz dürtse hırlaşacaklardı ama.. O yüzden Ayça başlamadan, Yavuz konuşmadı.. “Neden bu kadar erken kalktın?” diye sordu Ayça, gözlerini Yavuz’a dikerek.. “Bilmem ki, uyandım, bir daha da uyuyamadım..” diye cevapladı Yavuz soruyu.. “Tost yemişsin ve kırıntıları da her yere dökmüşsün Yavuz, farkında mısın?” diye söylendi gene Ayça.. Bu sefer de cevap vermedi Yavuz, çünkü bu da bir soru değildi.. Bir süre devam eden gergin sessizlikten sonra “Kahvaltıya gideriz diye düşündüm.. Hava çok güzel..” diyerek ortamı yumuşatmaya çalıştı Yavuz.. Ayça, gözleri eline aldığı gazetede, Yavuz’a bakmadı bile.. “Aman” dedi.. “Boşver..”..
Bunun üzerine Yavuz kalktı koltuktan ve “Zaten öyle yaptım” diyerek çıktı odadan..
hamiş1: bu kısa (baban için kısa, okuyucu için uzun) hikaye babanın isteği üzerine yazıldı sevgili dünlük J
hamiş:2 yarın olamayacağım büyük ihtimalle.. o yüzden tüm blogcugillerin ulusal egemenlik bayramını kutlar, gözlerinden öperim.. tüm bebeleri de yanaklarından mucuk mucuk öperim.. bir de, yaşasın 23 nisan, neşe doluyor insan.. falan filan J
Kalıcı Bağlantı Yorum (8) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!
8 yorum yazilmistir
Yazan:kabakcekirde | Tarih: 2008-04-24 10:04:53Konu: :)
Yazan:birdemetmavi | Tarih: 2008-04-23 13:39:32ehe
dün olmadın bu gündemi olmayacaksın yoksa?
senin için yarın dünde kaldı bizim için....
*********************
olcam olcam.. bugün olcam..
bugün hepimiz için bugün.. merak etme ;)
Düzenleyen oyanindunlugu gün: 24/4/2008 saat: 10:24
Konu: canım ..
Yazan:dolphinblue | Tarih: 2008-04-23 11:47:11bugün kısacık bi yorum olsun ..
bayramın kutlu olsun, gözlerinden ..
yanaklarından öpüyorum :)
yazı için tekrar gelipi yorucam olur mu ..
kaçtım ..
********************
sağol mavişim..
kaptım öpücükleri..
ama kaçmasaydın yahu..
Allah'ın izniyle gitseydin :p
Düzenleyen oyanindunlugu gün: 24/4/2008 saat: 10:23
Konu: ...
Yazan:stajyer | Tarih: 2008-04-23 10:50:05sevdim ben bu boşveren yavuzu
ama aklım karıştı alıntımı yoksa sen mi yazdın?
ve baba neden illede bunu yazmanı istedi?
**********************
yahu adam çaresizlikten boşvermiş.. sevmek değil de, acımak daha yerinde bir duygu olmaz mıydı acaba?
ve neden aklın karışıyor ki dolfinim? alıntı olsa alıntı yazardım..
çok şükür, kendi kendime yazdım işte bişiler..
ve baba neden ille de bunu yazmamı istedi?
aslında ille de bunu yazmamı istemedi..
o roman yazmamı istiyor (ki beni bunu söyleyince hep bir gülme alıyor)..
ben de roman değil de,
hikaye yazsam daha iyi olacak dedim..
hem baba tatmin olacak,
hem de "bir varmış, bir yokmuş" kategorisi dolacak ;)
Düzenleyen oyanindunlugu gün: 24/4/2008 saat: 10:22
Konu: bence..
Yazan:kabakcekirde | Tarih: 2008-04-23 10:29:20süper bi roman başlangıcı olmuş bu yazı bence..
ve yine bence
sen bu yazıyı devam ettirsen
değme yazarlara taş çıkartacak
bi roman ortaya çıkar..
iyi bayramlar diliyorummm...
sevgimle...
*********************
amaan.. stajyer arkadaşım.. seni bizim babamız mı yollattı yoksa? ne romanı yahu? ben romandan kaçmak için hikayeye sığındım.. demeyin yahu bana roman moman :)
ancak beğeniler için teşekkür ederim..
dilimin döndüğünce birşeyler karaladık işte..
ha ama bak..
bu hikayenin bir de ayça yüzü olacak..
o zaman sanırım hikaye tamamlanacak :)
Düzenleyen oyanindunlugu gün: 24/4/2008 saat: 10:19
Konu: slm
Yazan:atalet | Tarih: 2008-04-23 09:18:57çok güzel bir betimleme ve harmanlama olmuş bu yazıda...
bir adamın onca şeyi düşünüp boşverlere kapı açması......
yavuzun yerinde olan ve olmak isteyen çok insan vardır. hayatı umursamayan ve sadece yaşayan....
tostu çok severim
yalnız anlamadığım gerçekten pazar sabahı niye o saatte kalktı ki bu adam?
tost yeyip boşver demek ve 3 dal sigara içmek içinmi?
bazen klozek kapağını bende kaldırmam :P
hoşuma gidiyor sanırım...
aramızda kalsın tabi bu :P
sabahları hanımın yerine en huşsuz olurum aslında ama bu hikayede biraz farklı
kadın biraz pipirikli ve kavgaya meyilli geldi bana
aslında çıkartacak çok şey var bu yazıda :P
*********************
yavuzun yerinde olmak isteyen çok insan mı var?
gerçekten böyle mi acaba ya kabakçekirdeği?
gerçekten böylesine boşvermiş,
böylesine huzursuz,
böylesine mutsuz olmak ister mi bir adam?
bilmem ki?
sanmam..
yani bence..
ve neden erken kalktı?
huzursuzluk dürttü onu..
tost yedi.. çünkü ayçasız da yaşayabileceğini gösterdi..
sigara içti çünkü ayça sigara içmesine uyuz oluyordu..
klozet kapağını kaldırmadan işemen konusunda ise yorum yapmıyorum ;)
Düzenleyen oyanindunlugu gün: 24/4/2008 saat: 10:13
Konu: ..
Yazan:menenjitli | Tarih: 2008-04-22 17:02:34bazıları
hahaha
evet gerçekten bööle.. di miii...
diyebiliyor ya bu yazılara..
ben de..
iki harcanmış hayat.. yazık..
pranga mahkumu gibi.. evlilik mahkumu..
duygusuna ulaşıyorum bazen..
neden sürdürülür noktasına.. bazen..
neden evlat edinmezler ki..
bazen..
aman iyi ki edinmemişler.. iki kişilik yalnızlık olacaktı sana 3 kişilik yalnızlık.. noktasına..
bazen de farklı noktalara..
çok farklı ynlerde gidip geliyor beynim..
ama ilginç olan şu ki..
ne evlilikler ne de uzun sürmüş ilişkilerle ilgili bişi okumak ya da yazmak istemiyorum oya..
bak işte bi ara bunu analiz etmeli..
ha bi de..
hikayenin kurgusunu çok sevdim ama..
ayrıntılar..
betimlemeler..
düşünce akışları..
çok..
güzeldi.. yanlış anlaşılmasın aman..
iyi bayramlar sana da..
*********************
beğenilerin için önce teşekkürler ataletim..
ve evet..
hahaha lık fazla da bir durum yok aslında hikayede..
hatta aksine mutluluğun peşini bırakmış,
kendilerini mutsuzluğa hapsetmiş bir ilişkinin kahramanları var..
çözümü var mı?
yani, bitirmekten başka..
bunu merak ediyorum aslında ben..
yani sonuçta bu iki insan birbirlerini severek,
güzel ümitlerle başlamışken yola,
nerede ne değişti de,
böylesine boşverdiler?
merakım bu noktada aslında..
senin analizini yapmak konusunda ise..
haşaa ataletim.. töbe töbeee ;)
Düzenleyen oyanindunlugu gün: 24/4/2008 saat: 10:09
Konu: np
Yazan:bunyaminakkaya | Tarih: 2008-04-22 12:58:28istersen gelmem...
bu arada teşekkürler sayende yarın Kİ konumu buldum z yerine s harfi :P
evet ben Dur...! dedim ama sen benim yerime söYlersen fena olmaZ hani..
********************
istersen gelmem denmez.. istemezsen gelmem ya da istersen gelirim denir :)
ama gel tabi.. Allah'ın her kuluna kapımız açık.. hele de menenjitliyse.. di mi dünlük ve babası?
bu arada yukarıdaki yorumunda bazı düzeltmeler yaptım :) ehehhehe.. ama naapıyım, dayanamadım :p
ben duramam bu arada.. ilkokul dan beri koşuyorum.. koş Oya koş! :p
Düzenleyen oyanindunlugu gün: 22/4/2008 saat: 17:40
Konu: ONLAR ERMİŞ MURADINA...
Allah bir yastıkta kocatsın;
aslan gibi yavuz ile gül gibi ayça'yı :)
Çıkmak isteyen buyursunlar kerevetine...
********************
ve gökten üç elma düşmüş..
biri evlenenlerin..
biri evlenme arifesindekilerin..
biri de evlenme heveslilerinin kafasına :)
Düzenleyen oyanindunlugu gün: 22/4/2008 saat: 13:03