Allahtan ben hala yirmiküsürlerimde dolanıyorum da,
evdeki yaş ortalamasını düşürüyorum :)
Uzun lafı kısası,
Babanın bir gözü hafiften toprağa kaymaya başladı yani :p
Eh bunu da layıkıyla kutlamak lazımdı..
Evlendiğimizden beri her doğum gününde yazlık mekanlarda olduğumuzdan,
bir türlü istediğim tarzda kutlama yapamamıştım..
Hatta geçen yaz taşınma olayları yüzünden sadece 4 gün yapabildiğimiz ve maaile toplaştığımız Antalya tatilinde "süpriiiiiz" yapma şansımız da olmamıştı..
Zira, iskele üzerindeki 30 kişiyi saklamak pek mümkün olmamıştı?!?
Neyse..
Dün KKKA atmasyon teşhisi görünümlü basit ama yıpratıcı yaz gribi bahanesiyle,
işe gitmedim ve evde hazırlıklara başladım..
Yapılacak şeyler listesinde kısaca: yemek, sofra, süslü ve süprizli hediye, hoş bir ambiyans, romantik bir iki kelam ve sizi ilgilendirmeyen (!) bir kaç detay vardı..
Yemek olarak ne yapsam diye bir süre düşünüyordum,
ve en sonunda babanın çok sevdiği ama benim evlendiğimizden beri hiç yapmadığım “patlıcan musakka” da karar kıldım..
Yahu biliyorum, hiç ero-orman-tik bir yemek değil..
Hatta Ataletim kızacak, zira ortamdaki afrodizyakımsıları bile kaçırır,
ama elden ne gelir?
Baba musakka sever..
Ben de baba sever.. :)
Hayatımda ilk defa musakka yapıyor olmamdan mütevellit,
“bereketli olsun” tarif kitabını elime aldım..
Ancak bir idiyota anlatır gibi en basit tarfileri bile barındıran kitapta,
musakka yoktu..
Bunun üzerine gugılda musakkayı aradım,
ve bir yemeğin bin farklı çeşitte yapılabilitesini görüp küçük dilimi hafiften yuttum..
En sonunda da en beğendiğim tarifleri seçip, bir harman yaparak, yemeğe giriştim..