taşındım.. beklerim :) http://oyanindunlugu.blogspot.com

Boş

22/4/2008 • Kategori: Bir Varmis Bir Yokmus

Her hikayenin iki yüzü vardır.. Biri boş.. Biri dolu..

 

Güneş ışınları kalın perdenin dokumaları arasından sızarak dürttü Yavuz’u o sabah.. Sanki hiç uyumamış ya da çok güzel uyumuş gibi bir anda açtı gözlerini.. Saate baktı derhal; 06:35’i gösteriyordu dijital saatin yeşil ışıkları.. Yatakta sırt üstü döndü.. “Kalksam mı, uyumaya devam mı etsem?” diye düşündü gözlerini duvara dikerek birkaç saniye.. Huzursuzdu.. Daha fazla uyuyamayacağını anlayarak yatağın kenarında oturdu.. Başını arkasına doğru çevirerek sırtı ona doğru dönük bir şekilde uyumakta olan kadına baktı bir süre.. Derin derin nefes alışlarını dinledi; nedense rahatsız oldu bu sesten.. “Aman uyanmasa bari..” diyerek yavaşça ayağa kalktı, parmak uçlarında yürüyerek tam odadan çıkarken Ayça’nın sesini duydu arkasından: “Saat kaç?”.. Kapının eşiğinde dönerek kadına baktı Yavuz; gözler aralanmadan sorulan soruyu cevaplamadı.. Ne de olsa cevabı beklemeden, Ayça uyumaya devam edecekti.. “Aman” dedi.. “Boşver..”..

 

Tuvalete girdi.. Uzun uzun işedi klozet kapağını kaldırmadan.. “Çok asiyim yahu!” diye düşünerek kendi kendine gülümsedi.. İşerken gayri ihtiyari gözlerini kapadı bir an, sanki uykusu geri gelmiş gibi hissetti.. Gidip yatsam mı diye düşündü.. Vazgeçti.. Aynanın karşısında ellerini ve yüzünü yıkadı.. Yüzünü kurularken alnındaki kırışıklıklar dikkatini çekti.. İyice yaklaşarak aynaya, yüzünü incelemeye başladı.. “Yaşlanıyorsun oğlum Yavuz” dedi kendi kendine.. Atletini sıyırdı, irileşen göbeğine, kalınlaşan beline ve olgunlaşan memelerine baktı.. “Hey gidi Yavuz hey.. Sen böyle hımbıllaşacak adam mıydın be? Bu halinle hangi kadın seninle sevişmek ister ki?” diye düşündü.. Aynanın önünde yan döndü, karnını içine çekti, bir süre kendine baktı ve tuvaletten çıkarken “Daha az yemeliyim..” diye düşündü.. “Aman” dedi.. “Boşver..”..

 

Mutfağa girdi.. “Belki,” dedi “Yazı işlerindeki Şule sevişmek ister benle.. Hem çok da güzel değil..”.. Ayça ile evlendiklerinden beri başka bir kadınla sevişmemişti.. Aklından geçirmişti, birkaç fırsatı da olmuştu ama ya cesaret edememişti, ya da çok istememişti.. İşin gerçeği, sorgulamaya, adlandırmaya üşenmişti.. Bu, içinde kalan bir ukde falan da değildi zaten.. Ayça’dan önce fena sayıda kadınla birlikte olmamıştı.. Şimdi 40 ında, 20 liklerle kapışmaya kalkışmayacak kadar da zekiydi.. “Aman” dedi.. “Boşver..”..

 

Kahve suyu ısıtmak üzere düğmeye bastı.. Tost ekmeklerini buzdolabından çıkardı.. Kaşar kesti.. Kaşarları tost ekmeklerinin arasına koydu ve tostu da makinesine.. “Ayça onsuz yaşamayacağımı düşünüyor” diye düşünerek alaycı bir şekilde güldü kahvesini hazırlarken.. “Böyle sanması daha iyi.. Ona muhtaç olduğumu düşünmesi.. Bu sayede birçok şeyi, daha istemeden elde edebiliyorum.. Oysa böyle düşünmesi için özel bir çabam da olmadı.. Sonuçta üniversiteden beri bekar yaşayıp, kendi işimi kendim görmüştüm ama!”.. “Aman” dedi.. “Boşver..”.. 

 

Tostunu ve kahvesini alarak pencerenin kenarına oturdu Yavuz.. Üç ısırıkta bitirdi minicik tostu.. “Ayça uyanınca kahvaltı hazırlar nasıl olsa..” diye düşündü.. Bir sigara yaktı.. Bir yandan kahvesini içip, diğer yandan sigarasını tüttürürken güzel yaz sabahında pencereden dışarıyı izlemeye başladı.. Bir süre boş boş baktıktan sonra kapıcı Osman ve 9 yaşındaki oğlunun ekmekler, gazete ve sütlerle apartmana doğru yaklaşmakta olduklarını fark etti.. Bu Osman acaip bir adamdı.. Çok anlayışlı ve yumuşak bakışları vardı.. İnsana huzur ve güven veren cinsinden.. Severdi Yavuz, Osman’ı.. Evlendikten sonra çocukları olmamıştı.. Tedaviler falan, bir sürü uğraşmışlardı.. Sonra da peşini bırakmışlardı.. Ve aradan 18 yıl geçtikten sonra Osman’ın karısı hamile kalmıştı.. Ve “Umut” doğmuştu.. Şimdi, her ikisi de karşıdan gelirken, baba-oğul ciddi ciddi konuşurlarken içi ezildi Yavuz’un.. Hiç sahip olamayacağı bu tabloya bakmamak için kafasını önüne eğdi.. İçindeki kırgınlığın, kızgınlığın dalga dalga kabardığını hissetti.. Hiçbir zaman çocuk delisi olmamıştı.. Ancak ne zamanki doktor “çocuk sahibi olamayacaklarını” söylemişti, işte o zaman aslında “baba” olmak istediğini fark etmişti.. Zor dönemlerdi.. Ayça delirmiş gibi davranıyordu.. Sanki çocuk sahibi olamayacak sadece kendisiymiş gibi sürekli anlayış bekliyordu.. Bir süre sonra durumu kabullenseler de, en azından öyle görünseler de, etraftan gelen sorular can sıkıyordu.. Neyse ki, bir süre sonra bu sorular da azaldı.. Ama o zamandan yadigar, Ayça’da asabiyet baki kaldı.. “Aman” dedi.. “Boşver..”..

 

Kahvesi bitmişti.. Bardağı mutfak tezgahına bıraktı.. Kapının önüne bırakılmış gazeteleri eline alınca aklına akşamki maç geldi, içi sıkıldı.. “Kesin yenilcez” dedi, “.iktiğimin teknik direktörü!”.. Gazeteyi alıp, yeniden pencere önündeki koltuğa geçti.. Bir sigara daha yaktı ve önce manşetlere göz attı.. Ardından gazetenin arkasını çevirerek arka sayfa güzeline baktı.. Bir süre inceledi, küçük .ötüne, iri memelerine bakarken “güzel” diye düşündü.. Hafiften erekte oldu.. Arka sayfayı çevirerek spor haberlerini okumaya başladı.. Yavaş yavaş ön sayfalara doğru ilerlerken gözüne ölüm ilanları çarptı ve o esnada Erdal Özçavuş’un ölüm ilanını gördü.. “...’nın babaları.. ...’nın eşi..... hakkın rahmetine kavuşmuştur... ikindi namazını müteakip .... mezarlığında defnedilecektir.....”.. “Yazık.. Erdal benden sadece 5-6 yaş büyüktü.. Olsa olsa 48-49.. Kesin hastalık.. Kalp krizi ya da kanser..” diye geçirirken içinden, boğulacak gibi hissetti kendini Yavuz.. Ancak kafasından bu düşünceleri savamıyordu; “Acaba ben nasıl öleceğim? Ölüm ilanında ne çocuk olacak, ne de torun.. Bir annemlerin, bir de Ayça’nın ismi.. Hıh..”..  Bir sigara daha yaktı.. “Aman” dedi.. “Boşver..”..

 

O sırada Ayça’nın kalktığını odanın perdelerinin açılma sesinden anladı.. “İsabet oldu.. Acıkmaya başlamıştım..” dedi kendi kendine.. Ve beklemeye başladı.. Beklerken, “bu güzel pazar sabahında kahvaltıya dışarıya mı gitsek?” diye düşündü.. Ayça odaya girdi.. Ve girer girmez söylenmeye başladı.. “Kaç tane sigara içtin sabah sabah? Duman altı etmişsin burayı!” derken pencereyi açtı.. “Cevap versene Yavuz? Bir soru soruyorum..”.. Sesi hafiften yükselmişti.. Yavuz, “Üç cevaptan birini seçmeliyim” dedi kendi kendine, “Sana da günaydın! / 3 sigara / Erdal ölmüş..”.. Uğraşamayacağını fark edip “3 sigara” cevabında karar kıldı.. “Aferim Yavuz.. Vallahi bravo.. Ben ne diyim ki daha sana? Az iç dedikçe inadına daha fazla içiyorsun sanki.. Sırf bana inat di mi?”.. Ayça sorusunun cevabını beklemeden odadan çoktan çıkmıştı bile.. Aslında zaten bu bir soru da değildi.. “O yüzden cevaplamama gerek yok” diye düşündü Yavuz.. “Aman” dedi.. “Boşver..”..

 

Bir süre sonra nispeten sakinleşen Ayça, elinde kahvesi Yavuz’un karşısındaki koltuğa oturdu.. Yavuz biraz dürtse hırlaşacaklardı ama.. O yüzden Ayça başlamadan, Yavuz konuşmadı.. “Neden bu kadar erken kalktın?” diye sordu Ayça, gözlerini Yavuz’a dikerek.. “Bilmem ki, uyandım, bir daha da uyuyamadım..” diye cevapladı Yavuz soruyu.. “Tost yemişsin ve kırıntıları da her yere dökmüşsün Yavuz, farkında mısın?” diye söylendi gene Ayça.. Bu sefer de cevap vermedi Yavuz, çünkü bu da bir soru değildi.. Bir süre devam eden gergin sessizlikten sonra “Kahvaltıya gideriz diye düşündüm.. Hava çok güzel..” diyerek ortamı yumuşatmaya çalıştı Yavuz.. Ayça, gözleri eline aldığı gazetede, Yavuz’a bakmadı bile.. “Aman” dedi.. “Boşver..”..

 

Bunun üzerine Yavuz kalktı koltuktan ve “Zaten öyle yaptım” diyerek çıktı odadan..

 

hamiş1: bu kısa (baban için kısa, okuyucu için uzun) hikaye babanın isteği üzerine yazıldı sevgili dünlük J

hamiş:2 yarın olamayacağım büyük ihtimalle.. o yüzden tüm blogcugillerin ulusal egemenlik bayramını kutlar, gözlerinden öperim.. tüm bebeleri de yanaklarından mucuk mucuk öperim.. bir de, yaşasın 23 nisan, neşe doluyor insan.. falan filan J

Kalıcı Bağlantı Yorum (8) Yorum yaz!

Ettikleriniz

Ettiklerim

Kategorize Ettiklerim

Eziyet Ettiklerim

Başka Diyarlarda Eziyet Ettiklerim

*www.farmau.com
*http://eceninbalkonu.blogspot.com
*2008 Blog Ödülleri Hobi Kategorisi İkincilik Ödülü sahibi "www.misssgibi.com"

bi de burası var:

*http://oyanindunlugu.blogspot.com