Sevgili Dünlük,
Ataletim geçen yazısında trendlerden bahsederken
“bütün alışılmış..
dekor..
stil..
trendlerle bir antipati içindeyim ki..
dalga bile geçemiyorum bunlarla..”
demiş..
ve bence her zamanki gibi çok yerine bir laf etmiş..
Zira aynı durum bende de var..
Popüler olan herşey kaşıntı yapar rahatsız bünyemde..
Sanırım bu muhalif karakterlerimizin tezahürü..
Kısa pantolon modaysa inadına uzununu giymem de bundan mesela..
Herkesin okuduğu bestselır kitapları okuyamam da..
Hala “davinci şifresi”ni okumadım dersem,
durumu daha iyi açıklayabilmiş olurum sanırım..
Ancak “dalga bile geçemiyorum bunlarla” olmaz ki Ataletim..
Pek güzel demiş atalarımız:
“Hayatın senle dalga geçmesine izin verme.. Sen hayatla dalganı geç..”
Ve işte bu noktada,
serbest çağrışımsal bir fleşbekle geçmişe kısa bir yolculuk yaptım..
Ve bundan sadece bir kaç yıl önce düzenlediğimiz bir partiye gittim..
“oldiis ar goldiis 60 lar 70 ler 80 ler” konseptli bir partiydi bu..
Kıyafet zorunluluğu vardı..
Yani herkes dönemine göre giyinmek durumundaydı..
Ve herkes tarafından gayet iyi bilindiği üzere,
80 ler müzikler bakımından başımızın tacı olsa da,
imaj bakımından kelimenin tam anlamıyla rezilliktir..
Devasa kemerler..
Kıçından paçasına kadar dapdar pantolonlar..
Bol ama erotik bluzlar..
Terminatör görünümlü vatkalar..
Sinek gözlükler..
Yeni sevişmiş imajı veren kabarık saçlar..
Manasız saç bantları..
Daha da manasız tozluklar..
Adidas ayakkabı,
Ama beyaz çorap şart..
Kafam kadar küpeler..
Kelepçe kıvamında bilezikler..
Çirkin yani..
Çok çirkin..
Durumun vehametini daha iyi anlayabilmek için,
lüften şekil 1a daki resime bakınız:

bu resim bahsettiğim partimiz başlamadan hemen önce çekilmişti..
ve ben de o leopar desenli (?!) bluzu giyen şahsiyetim..
o gece özellikle hanım kızlarımız o kadar 80lerdik ki,
kendimizle dalga geçmekten bile bir süre sonra tiksinmiştik..
Her gelene saç bandı, bileklik ve sinek gözlükler dağıtılmıştı..
Ancak bira sınırsız olunca,
bir süre sonra bu kılık kıyafet içinde bile insanlar hoş görünmeye başlamıştı..
Dedim ya,
çirkindi 80 ler..
Peki 2008 e geldik, ne oldu?
Yeni trend 80 lerin modası?!?!
Yohhh artık daha neler demeyin..
Vallahi de öyle, billahi de öyle..
O birkaç yıl önce çirkin deyip, dalga geçtiğimiz kıyafetler,
şimdi herkesin üzerinde..
Üniforma gibi..
Sanırım bu da trendsevmez kişiliğimizin bir başka nedeni :)
Ha, Ataletime dediğim gibi,
her trendi de sevmemezlik etmem..
Mesela sevgi yumuşu trendi pek hoş..
1 kadına 4 erkek trendi olsa,
ona da hayır demem mesela.. ;)
(eşhedüüüüü...)
Şimdi sizleri o dönemlerin en sevilen parçalarından biriyle başbaşa bırakıyorum..
Yaşasın 80 ler :)
hamiş1: bu parçayı seçerken inanın çok zorlandım.. şeri şeri leydi mi olsun, bu mu olsun gittim geldim.. ama bıradır lui daha ağır bastı.. özellikle de hiç bir zaman söyleyemediğim ve ne dediği konusundan en ufak bir fikrim olmayan “bıradır lui lui lui.. ohhh... şısonilukinçukumi..” nakarat kısmı yüzünden..
hamiş2: dün arkadaşlarla oturuyoruz.. kaderin manasız bir cilvesiyle konu ortaokul-lise zamanlardaki platonik aşklara geldi.. ortamdaki hatun kişilerden biri kıvranıp duruyor.. bir derdi var belli.. ve bir süre sonra dayanamadı, itiraf etti: “ben modern talking’in solisti tomas’a aşıktım.. (ki bu tomas dediği şahsiyet, esmer ve en çirkin olanıdır.. Allah affetsin..) ona aşk mektupları yazardım.. hatta bluejean dergisi adresini vermişti de ona mektup göndermiştim ve 1 yıla yakın süre cevap beklemiştim.. karısı nora’yla (yuh.. onu bile hatırlıyor?!) olan resimlerine bakar bakar ağlardım.. ve artık mektubuma cevap da gelmeyince bir gün “lanet olsun” deyip bu aşkı bitirdim..”.. 80 ler ne güzeldi yahu :)